- Katılım
- 25 Şubat 2025
- Mesajlar
- 2.705
- Tepkime puanı
- 152
- Puan
- 63
Çocuklarımızı dijital dünyanın karanlık tarafından korumak, 21. yüzyılın en meşru ve en acil görevi. Dünyanın en güçlü dijital gözetim kapasitesine sahip bir ülke bile mutlak yasakla çocukları koruyamadı. Avustralya'nın deneyimi, Çin'in başarısızlığı ve AB'nin "tasarımla koruma" yaklaşımı bize net bir ders veriyor; mutlak yasaklar kâğıt üzerinde güçlü görünür ama pratikte çocukları karaborsaya, VPN'lere ve denetimsiz platformlara iter. Doğru yol platformları tasarımdan değiştirmek, ebeveynlere gerçek araçlar sunmak ve idari keyfiliği değil hukuki öngörülebilirliği esas almaktır...
9 Mart 2026 00:02
Dr. Taylan Yıldız*
Bir baba olarak en büyük korkum nedir biliyor musunuz? Çocuğumun başına bir şey geldiğinde orada olamamak. Eskiden bu korku sokakla sınırlıydı; şimdi çocuklarımızın ceplerindeki telefonun içinde, gece yatağında, sizin göremediğiniz bir ekranın arkasında. Siber zorbalık, zararlı içerik, dijital bağımlılık... bunların hepsi gerçek tehditler ve hiçbir sorumlu yetişkin bunları küçümseyemez. Ben de bir teknoloji insanı olarak, Google'da ve Silikon Vadisi'nde bu platformların nasıl tasarlandığını yakından gördüğüm için şunu biliyorum: çocuklarımızı dijital dünyanın karanlık tarafından korumak, 21. yüzyılın en meşru ve en acil görevi. Ama ve bu çok büyük bir "ama", bu amaca ulaşmak için seçtiğimiz araç yanlışsa, sonuçta çocukları değil, sadece ülke olarak kendi dijital ekonomimizi vururuz. Belki daha da kötüsü: kanunlarla çocukları koruduğumuzu sanırken onları denetimsiz karanlık sulara iteriz.
TBMM'ye sunulan "Sosyal Hizmetler Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi"nin 21 ila 24. maddeleri, dijital oyun platformları ve sosyal ağ sağlayıcıları doğrudan ilgilendiriyor. Yasa henüz kanunlaşmadı ve bu çok önemli, çünkü hâlâ tartışma, iyileştirme ve kamuoyu yaratma şansımız var.
Ama önce bir şeyi vurgulamamız gerekiyor: bu kanun taslağını kaç siyasetçi, kaç kanaat önderi gerçekten okudu? Benim gözlemim şu ki, dijital haklar, çocuk güvenliği ve teknoloji politikası alanında görüş bildirebilecek insanların büyük çoğunluğu bu taslağın detaylarından haberdar bile değil. Bir torba yasanın içine gizlenmiş dört madde, Türkiye'nin dijital geleceğini şekillendirecek kararlar içeriyor ve bunlar yeterli kamusal tartışma yapılmadan yasalaşma yolunda ilerliyor. Benim kaygım şu: bu derece toplumu ilgilendiren bir düzenleme, sektörle, sivil toplumla, akademiyle ve en önemlisi gençlerin kendisiyle yeterince konuşulmadan aceleye getirilmemeli.
Bu yazıda, iyi niyetini teslim ettiğim ama teknik ve hukuki açıdan ciddi sorunlar gördüğüm bu dört maddeyi, dünya örneklerinin gerçek sonuçlarıyla birlikte tek tek ele alacağım.
Madde 21: Oyun ekosistemindeki aktörlerin tanımları
Bu madde, 5651 sayılı İnternet Kanunu'na "oyun", "oyun sağlayıcı" ve "oyun dağıtıcı" tanımlarını ekliyor. Dijital oyunu üreten ile son kullanıcıya ulaştıran platform arasındaki fark netleştiriliyor.Bana göre bu madde teklifin en sorunsuz parçası. "Oyun sağlayıcı" ile "oyun dağıtıcı" ayrımını netleştirmek, yaş derecelendirmesi veya ebeveyn kontrolü gibi yükümlülüklerin doğru muhataba yöneltilmesi için şart. Aksi halde Steam mi sorumlu, App Store mu, yoksa oyunu yapan stüdyo mu tartışması çıkar ve bu belirsizlik uygulamayı baştan çıkmaza sokar. Dünya genelinde PEGI, ESRB ve IARC gibi uluslararası derecelendirme sistemleri bu ayrımı zaten yapıyor. Madde 21, bu ekseni hukuki zemine kavuşturması açısından olumlu ve desteklenmesi gereken bir düzenleme.
Madde 22: Sosyal ağlarda çocuk koruması
Bu madde sosyal ağ sağlayıcılara ağır yükümlülükler getiriyor: 15 yaş altına hizmet sunma yasağı ve bunun için yaş doğrulama sistemi kurma zorunluluğu, 15 yaş üstü çocuklara yetişkinlerden "ayrıştırılmış" güvenli hizmet sunumu, ebeveyn kontrol araçları, aldatıcı reklamları engelleme, acil durumlarda zararlı içeriklere bir saat içinde müdahale ve hukuka aykırı bulunan içeriklerin yapay zekâ ile proaktif engellenmesi. Ceza olarak da küresel cironun yüzde 3'üne kadar idari para cezası ve kademeli bant daraltma öngörülüyor.Çocukları sosyal medyanın karanlık yüzünden korumak istemek... Bunu sorgulayan yok. Ama 15 yaş altına mutlak bir erişim yasağı getirmek pratikte ne anlama geliyor? Bunu anlamak için dünyada bunun denendiği yerlere bakmamız, ve daha önemlisi sonuçlara dürüstçe bakabilmemiz gerekiyor.
Avustralya'dan gelen gerçekler:
Avustralya, Aralık 2025'te 16 yaş altı kullanıcılar için dünya genelinde ilk kapsamlı sosyal medya yasağını yürürlüğe koydu. İlk bir ayda platformlar 4,7 milyon hesabı devre dışı bıraktı. Başbakan Albanese bunu bir zafer olarak ilan etti ve iletişim bakanı Wells "yapılamaz diyenlerin karşısında durduk" dedi.
Ama rakamların arkasına bakmak gerekiyor. Avustralya'da 8-15 yaş arası nüfus yaklaşık 2,5 milyon kişi. Kapatılan hesap sayısı bunun neredeyse iki katı. Bunların kaçı aktif çocuk hesabıydı, kaçı yıllardır kullanılmayan uyuyan hesaptı, kaçı aslında yetişkin hesabıydı? Bu veriler hâlâ paylaşılmadı. Sydney Üniversitesi'nden araştırmacı Timothy Koskie'nin dediği çok doğru: bu tür verilerin toplanması çok uzun zaman alıyor ve şu an elimizdeki "başarı" ilanı, aslında doğrulanmamış bir iddia.
Peki sahada ne oldu? Yasağın yürürlüğe girdiği ilk haftalarda Lemon8, Yope ve Discord gibi alternatif platformlardaki indirmeler patladı. VPN kullanımı arttı. Guardian Australia'nın Şubat 2026 raporuna göre 16 yaş altı gençlerin bir kısmı hâlâ platformlara erişebiliyor. Melbourne'lü 15 yaşında bir genç, yüz tanıma sistemini geçerek askıya alınan Instagram hesabını kurtarmayı başardı; sistem onu "16 yaşında" olarak algıladı. Çocuklar teknolojiyi bizden daha iyi biliyor, şaşırmamak lazım.
En dikkat çekici veri ise şu: Avustralya'da yapılan anketlere göre halkın yüzde 70'i yasağı destekliyor, ama sadece yüzde 25'i yasağın gerçekten işe yarayacağına inanıyor. Ebeveynlerin yüzde 53'ü çocuklarına seçici olarak bazı platformlara izin vermeyi planlıyor. Yani toplumsal irade güçlü, ama yönteme güven zayıf. Bu ayrım çok önemli, çünkü aynı durumun Türkiye'de de yaşanacağını öngörmek için kâhin olmaya gerek yok.
Bir de hukuki boyut var: Reddit, Avustralya Yüksek Mahkemesi'nde yasaya karşı dava açtı ve yasanın gençlerin siyasi söyleme katılma hakkını kısıtladığını iddia ediyor. Avustralyalı iki 15 yaşında genç de davada davacı olarak yer alıyor. Yani bu yasa, sadece teknik değil, temel hak ve özgürlükler boyutuyla da sorgulanıyor.
Çin; dünyanın en sert modeli ve en büyük dersi:
Çin'in dijital düzenleme modelini yakından takip ettim. Çin hükümeti 2019'dan beri reşit olmayanların çevrimiçi oyun süresini kısıtlıyor. 2021'de kuralları daha da sertleştirdi: 18 yaş altı oyuncular haftada yalnızca 3 saat, sadece Cuma, Cumartesi ve Pazar akşamları saat 20:00-21:00 arası oynayabiliyor. Gerçek isimle kayıt zorunlu, yüz tanıma ile denetim var.