Bazen bir şeyleri değiştirmeye, ne öfkenin, ne bağırmanın, ne de sakince düşünüp konuşmanın gücü yetmiyor.
Bir yerde kopuyor ipler ve sen tutamıyorsun.
İnceldiği yerden kopuyor ve kimse neden diye sorgulamıyor.
Sen bir köşede oturmuş, yoluna girmeye niyeti olmayan şeyleri, yoluna sokmaya ve kendini harcamaya devam ediyorsun.
Yanıyorsun, benzinle söndürdüklerini sanıyorlar. Susuyorsun, aptalsın sanıyorlar.
Konuşuyorsun, bir şey anlamadığını söylüyorlar.
Sen dağılıyorsun, görmezden gelmeyi tercih ediyorlar. Bir enkazın altındasın çıkamıyorsun.
Ördüğün duvarların altında kaldın, seni yargılıyorlar. İnsanlar bir boktan anlamıyor.
Sadece işine gelenleri kabulleniyor, ve seni vurmak için yer arıyorlar.
Ben bu dünyayı sevemedim.
Ben bir kaç yüzyıldır yorgunum, ve insanlık bunu fark etmek için fazla gaddar.
Ben bir kaç asırdır susuyorum, birilerinin gözlerime bakarak anlamasını bekliyorum.
Ben bu insanların dengi değilim, ben onlar için dengesiz piçin tekiyim.
Üzgünüm, ben buraya ayak uyduramıyorum, ben bu asrın yükünü taşıyamam.
Bekliyorum, hâlâ o tren istasyonundayım.
O tren gelecek ve beni sizden arınmış bir gezegene götürecek.