Neler yeni

Foruma hoşgeldin 👋, Ziyaretçi

Forum içeriğine ve tüm hizmetlerimize erişim sağlamak için foruma kayıt olmalı ya da giriş yapmalısınız. Foruma üye olmak tamamen ücretsizdir.

  • Saygın ve ciddi bir ortamda yardımlaşmak, haberleşmek, bilgi paylaşmak ve bilgi almak isteyen herkes forumumuza katilabilir.

Aklımın odaları...

  • Konuyu Başlatan Konuyu Başlatan Ra'
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi

Ra'

Forum Sahibi
Yönetici
AR-GE Sorumlusu
Katılım
25 Şubat 2025
Mesajlar
2.663
Tepkime puanı
152
Puan
63
Bir ses bekliyor gibiydim karanlığın ortasında!
Evde yankılanan tek ses, kedimin boş mama kabına bakıp miyavlamasıydı.
Bulanık bir gölgeydi gövdeyi hor gören gözüpek bedenim!
Çirkin biri değilim aslında; yakışıklı bir prenstim bir zamanlar, malesef beni kurbağa haline getiren evcil acılarım var...
Gözyaşı denen şey yalan; gözyaşı dediğiniz, imzasız bir intihar mektubu her gece posta kutuma bırakılan!
Kırk cümle kuruyorsun, ağzını açmadan vazgeçiyorsun. İncinme değil bu aslında, insana olan inancını yitirme diyorum ben buna.!
Bir omuz ve bir bardak çay istiyorum.
Benim içimde, daima var olacağını zannettiğim birçok şey yok oldu."
Geceleri uyuyamıyorum içim gıcırdıyor.
Tüm akıl hastaneleri zihnimde meydana gelen depremlerle yerle bir olmalı!
Anlatıyorum ki tüm bunları, sizinde dünyanız kalmasın artık, bizim dünyamız olsun!
Değişsin yüreğinize giden yoldaki tüm levhalar, üstlerine adım yazılsın...
 
Yıldızlardan daha parlak olan mermiler beynimi ele geçirmek için namlusunda bekliyordu usulca sırasıyla.
Evet, ölüme "merhaba" demek hiç de zor olmayacak.
Varolmanın yükü her solukta şiddetini arttırıyorken sırtımda,
Mana bulmak oldukça zordu,
Bana kalansa anlamsızlıklar arasında çırpınmak.
Bir yetimin yorgunluğu lazım bana,
Muhtacım, huzursuzluklar arasında dalmış olduğu o uykuya,
Evladını kaybetmiş olmanın acısını sakladığı o zor zamanlarda,
Bir babanın ışıldayan tebessümüne imrenirim, ne hakla..?
 
Affedemeyeceğim şey sahtekârlıktır ve ne olursa olsun ya da ne kadar zor olursa olsun, iğrenç kaçamaklar, bulanıklıklar ve saçmalıklar duymaktansa gerçeği onun ağzından öğrenmeyi tercih ederim. Burada bitirmem gereken bir hayatım var.

Peki ya güven olmadan hayat...

aşkın bir yalan olduğu ve tüm neşeli fedakarlıkların çirkin bir görev olduğu duygusu...

Çok yorgunum...
 
Tabiri caizse, aslında tabir edilemeyecek kadar kifayetsiz bir ruh halim var bu günlerde. Kendi atar damarında kan arayan şizofreni bir vampir gibi yüreğim. Ve cennetten kanatlarına icra gönderilmiş bir melek kadar da acizim...
 
Hayatımda hiçbir şeyin ortasında kalmamak gibi bir huy edindim. Doğru ya da yanlış, iyi ya da kötü, sevgi ya da sevgisizlik. Hiçbir şeyin ortasında durmuyorum, acabasını düşünmüyorum. Kırılmak insanı gerçekten keskinleştiriyormuş onu anladım.
 
Lüzumsuz hayatın huyuna gittiğim anlarda, infial ettiğim tek şey “insanlar” oluyor. Farkında olmadan sınır ötesi ettiğim hislerim ilginç bir çabayla dikleşiyor ve gerçekleşmesi muhtemel bir savaşa nazlanıyorum. Sende kimsin diye sormayın!
 
Aynaya bakıp kendini tanıyamamak, insanın kendi anılarını bir başkası yaşamış gibi anlatması, dünyanın kendisi dahil üzerindeki hiçbir şeyde kayda değer bir varoluş nedeni bulamamak ve zihnin bedenden binlerce kilometre uzakta olması o kadar korkunç ki.
 
İçimde can vermiş bir umut..
Her şey lambası sönen karanlık bir sokağın ortasın da başlamıştı. ve henüz tanıyamamıştı gözlerim yalnızlığı. ürkünç ağlak bir ses yankılanıyordu nemden ıslanmış duvarlar da garip bir sessizlik ve ürkek bir uğultu dövüyordu sokağın bütün taşlarını umutsuz bir hüzün koşuyordu o' zifiri karanlığın içinden ve kolu kanadı kırılmış düşünceler sarıyordu aklımı. oysa ki zerresi bile kalmamışken yaşamın bu anlamı neyin nesiydi ki bu ışıklar içinde ölüme gülümsemek..

Anlık bir esinti..
 
Sanırım bir kitaptan öğrendiğim ve hayatımda yalnızca onunla konuşabildiğim bir konu var. Şöyle diyordu yazar: "Bir insanın gerçek doğum günü bu dünyaya geldiği gün değil, bu dünyaya neden geldiğini anladığı gündür."

İçimde tarifsiz bir boşluk! Kalbimde karşılığını tam olarak veremediğim ürpertiden hafif, rüzgarlı bir his...
 
Her şeyin üst üste gelişi ve benim hiçbir şeyin üstesinden gelemeyişim..
 
İnsan yaşlanmaya başladıkça anılarını bir bir anlatmaya başlar.Tıpkı bir günah çıkarma ayini gibi .... Azraille arasındaki mesafe azaldıkça .. Bedeni ölse bile anıları hayatta kalsın ister . Ne dersin bende mi yaşlanmaya başladım ....
 
Evet, ilmektir boynumdaki ama, ben kimsenin kölesi değilim.
Tarantula yazdılar diye göğsümdeki yaftaya, tarantulaymış benim adım diyecek değilim.
Tam düşecekken tutunduğum tuğlayı kendime rabb bellemeyeceğim.
Razı değilim beni tanımayan tarihe, beni sinesine sarmayan tabiattan rıza dilenmeyeceğim.
İnsanlar hangi dünyaya kulak kesilmişse öbürüne sağır olmuş.
Gözlerim nemli değil, Gözlerim namlu.
Beynimde hep mânâlı bir uçurum.
 
İntihara meze olan bir beden, ceset değil hızlı bir kovboydur silahını Azrail'den önce çeken. Korkma, ölmeyeceğim. Hem kimsesiz bir adam neden intihar etsin ki? Ölüler intihar edemez. Ölülerin intihar edebilecek cesaretleri bile yoktur.

Uçurumun kenarındayım. Manzara mükemmel.
 
Uyku felçleri,yarım bırakılan ilaçlar,asla dinmeyen baş ağrısı ve kalbin kan pompalarken bir kutunun içinde sağa sola çarpar gibi ses çıkarması. Öldürmeyen Allah bitse de gitsek dedirtiyor...Bütün şairlerin istifa ettiği geceydi o gece. Kalemlerin masadan atlayarak intihara kalkıştığı, silgilerin bütün gücüyle her şeyi silmek için yırtındığı o gece. O gece sabahta olmadı zaten. Bütün saatlerin yayının fırladığı, rakamların; 'Bizden adam olmaz!' Diyerek kendini sıfırla çarptıkları o gece. Tüm sarhoşların dertlerinden utanıp; 'Bizimki de bir şey değilmiş!' Diyerek tövbe ettiği, tüm akılların sahiplerinden kaçtığı, insanlık aleminin delirdiği o gece. 'O gece ne oldu ki?' Diye sorma. Anlatırsam dayanamaz İsrafil, üfler sur'a...
 
Aramızdaki şey, yollar olsaydı aşardık. Mesafeler olsaydı çözerdik. Sorun olsaydı, konuşur hallederdik. Aramızda bir dağ olsaydı tırmanır yine sarılırdık. Bizim mesele bambaşka bir şey. Bunu çözmeye bir ömür yetmeyecek. Bu sessiz bir veda. Gitmek, ayaklarla yapılmıyor her zaman…
 


Ne trajik.

Tüm o savaşlar, acılar, kırılan kalpler falan hep gerçekten söyleyemediklerimiz içinmiş.

Değiyor mu peki susmaya? Bilmiyorum. İnsan neden susar ki? Ben neden susuyorum biliyor muyum sanki? Tek hissettiğim daha fazla benliğimin aşağılanması ihtimali. Daha fazla acı gelmesin diye öfkeyle arkadaş oluveriyorum. Hepimiz böyle yapmıyor muyuz sanki?

Acıdan kaçan haklı öfkelileriz. Dünya uğrumuza yansada biliyoruz artık, ardında sadece daha fazla acı yaşanmasın istiyoruz. Ya kandırıyoruz yada kandırılıyoruz.

Yorgunum...
 


Ne trajik.

Tüm o savaşlar, acılar, kırılan kalpler falan hep gerçekten söyleyemediklerimiz içinmiş.

Değiyor mu peki susmaya? Bilmiyorum. İnsan neden susar ki? Ben neden susuyorum biliyor muyum sanki? Tek hissettiğim daha fazla benliğimin aşağılanması ihtimali. Daha fazla acı gelmesin diye öfkeyle arkadaş oluveriyorum. Hepimiz böyle yapmıyor muyuz sanki?

Acıdan kaçan haklı öfkelileriz. Dünya uğrumuza yansada biliyoruz artık, ardında sadece daha fazla acı yaşanmasın istiyoruz. Ya kandırıyoruz yada kandırılıyoruz.

Yorgunum...


Belkie susmak korkudan degil, kendi korumaya calismaktir.

Insan cogu zaman herseyi söyleyebilicek güce geliyor bazen, ama degmeyecegini anladigi icin susuyor.

Yorgunlukta buradan geliyor.

Insan anlatmaya yorulmuyor, anlasilmamaktan yoruluyor.
 
  • Like
Tepkiler: Ra'
Insan anlatmaya yorulmuyor, anlasilmamaktan yoruluyor.

Bazen tüm dünyanın anlamadıgınıda biliyor .d
 
6478c02aba89509c185a6a1851d016623d4c574b.gifv


Zihnin ne kadar gürültü yaptığını tahmin bile edemezsin. Tüm o korkular, öfkeler, kıskançlıklar, nefretler, intikam duyguları, seks düşünceleri, ilgisizlik hissi, yalnızlık hissi vesayre, hepsi kendi yaratımın...

Geçmişten beslenip düşünce-imge ve haz üzerine kurulmuş bir hapishane...

Kendimize zihinsel işkence yapmak konusunda üstümüze yok gerçekten. Öyle ki zaman diye bir şey yarattık geçmiş diye bildiğimiz anı'lardan. Daha doğrusu anlardan...

Kendimizi bellek zannediyoruz. Sahi? Anılardan mı ibaretiz? Peki ya hafızayı kaybetseydik? Tüm bilgi uçsaydı?

Geçmiş olmadığında insan kim olur?
 

Tema özelleştirme sistemi

Bu menüden forum temasının bazı alanlarını kendinize özel olarak düzenleye bilirsiniz

  • Geniş / Dar görünüm

    Temanızı geniş yada dar olarak kullanmak için kullanabileceğiniz bir yapıyı kontrolünü sağlayabilirsiniz.

    Izgara görünümlü forum listesi

    Forum listesindeki düzeni ızgara yada sıradan listeleme tarzındaki yapının kontrolünü sağlayabilirsiniz.

    Resimli ızgara modu

    Izgara forum listesinde resimleri açıp/kapatabileceğiniz yapının kontrolünü sağlayabilirsiniz.

    Kenar çubuğunu kapat

    Kenar çubuğunu kapatarak forumdaki kalabalık görünümde kurtulabilirsiniz.

    Sabit kenar çubuğu

    Kenar çubuğunu sabitleyerek daha kullanışlı ve erişiminizi kolaylaştırabilirsiniz.

    Köşe kıvrımlarını kapat

    Blokların köşelerinde bulunan kıvrımları kapatıp/açarak zevkinize göre kullanabilirsiniz.

  • Zevkini yansıtan renk kombinasyonunu seç
    Renk geçişli arkaplanlar
Geri
🎧 Canlı Radyo
×
Canlı yayını başlatmak için butona tıkla
↗ Aç
Hazır
DJ BAŞVURU FORMU
YAYINA KATIL
İSTEK GÖNDER